
BEDİÜZZAMAN'IN
RİSALELERİN TEFSİR EDİLMESİNE
BAKIŞ AÇISI NEDİR?
BEDİÜZZAMAN HAYATTA İKEN RİSALELERİ TEFSİR
ETME YAKLAŞIMINA İZİN VERMİŞ MİDİR?
ediüzzaman'ın eserlerinin geniş kitleler üzerinde oluşturduğu
samimi etki son derece açıktır. Dolayısıyla insanlar üzerinde böylesine
geniş çaplı etki uyandıran eserlerin, anlaşılamaz ya da çözülemez bilgiler
içerdiğini iddia edebilmek hiçbir şekilde mümkün değildir. Bu gerçekler,
Bediüzzaman'ın Risaleler'deki apaçık sözlerini bir kez daha tefsir etme
ve yorumlama gibi girişimlere hiçbir şekilde ihtiyaç olmadığını da açıkça
ortaya koymaktadır. Dahası kitap boyunca da anlatıldığı gibi, Risaleler'in
batıni tefsir mantığıyla ikinci bir kez daha tefsir edilmesi pek çok açıdan
sakıncalı bir yaklaşımdır.
Bediüzzaman böyle bir tefsir anlayışına karşı olduğunu pek
çok kez ifade etmiş ve böyle bir girişimin engellenmesi için bu bakış
açısını anlatan sözlerini Risaleler'e ekletmiştir. Risaleler'in her kesimden,
her yaştan, her meslekten insanlar tarafından kolaylıkla anlaşılabileceğini
belirtmiş; bu nedenle sözlerinin ayrıca tefsir edilmesine ihtiyaç olmadığını
ifade etmiştir. Böyle bir tefsir mantığı ile sözlerinin gerçek anlamından
uzaklaşabileceğini hatırlatmış; bunun yerine konulara ilişkin bir açıklama
gerekiyorsa, bunun aynı sayfada yer verilecek kenar notlarıyla izah edilmesinin
daha yerinde olacağını söylemiştir. Hatta bu tür tashihler engellenmediği
takdirde, Risaleler'deki sözlerinin suistimale açık hale geleceğini belirtmiştir.
Dolayısıyla Bediüzzaman'ın Risaleler'deki tüm
sözlerinin,
onun bu hatırlatmaları doğrultusunda ve Risaleler'deki
açık izahları esas
alınarak değerlendirilmesi gerekir. Bunun dışında, 'falanca
kişinin
rüyası, falanca kişinin özel sohbetlerde duydukları, falanca
kişiye
yapılan
özel açıklamalar' gibi izahların hiçbir geçerliliği
yoktur. Bediüzzaman'ın
yazımını bizzat tashih ve tasdik ettiği eserlerindeki
sözleri dururken,
bunların yerine, hepsi birbirinden farklı Kİşilerin
ağzından aktarılan
birbirinden farklı açıklamaların esas alınması hiçbir
açıdan doğru bir
yaklaşım olmaz.
Bu durum Bediüzzaman'ın Risaleler'de anlattığı her konu için
geçerlidir ve Bediüzzaman'ın her bir sözü bu bakış açısıyla değerlendirilmelidir.
Bediüzzaman'ın talebelerinden Mustafa Hulusi, Bediüzzaman'ın bu konudaki
düşüncelerini şöyle dile getirmektedir:
Ey hocalar ve ehl-i kalb! Soracağınız suallerin
cevaplarını Risale-i Nur'da bulabilirsiniz. Ehl-i keşf (gözle
görülmeyen gaybi hakikatleri Allah'ın lütfuyla keşfedip bilen evliyalar) ve kalbden birisi, benim gibi aciz bir insandan Mehdi'yi soruyor.
"Ne vakit gelecek..." Daha Mehdi'yi anlayamamış. Dabbetü'l-Arz kimler
olduğunu bilmiyor. Bunlara dair, Risaleler'de birer bahis (söz,
açıklama) vardır. Her müşkil sualin (zor sorunun) cevabını
o Risaleler'den arayınız, bulursunuz. (Mustafa Hulûsi, Barla
Lahikası, s. 143)
Bediüzzaman ise Emirdağ Lahikası'ndaki bir sözünde, her konuda
olduğu gibi bu konuda da en doğru açıklamaların Risaleler'de bulunabileceğini
hatırlatmış, Risaleler'de yazılanlar okunduğunda adeta kendisiyle görüşülmüş
gibi en doğru bilgilere ulaşılabileceğini belirtmiştir:
Risale-i Nur'un her bir kitabı bir Said'dir.
Siz hangi kitaba baksanız benimle karşı karşıya görüşmekten on defa ziyade
hem faydalanır, hem hakiki bir surette benimle görüşmüş olursunuz. Risale-i
Nur bana hiçbir ihtiyaç bırakmıyor. (Emirdağ Lahikası, s. 159)
Çünkü der: "Benimle görüşmek isteyen, eğer
ahiret için, Risale-i Nur için ise; Risale-i Nur bana kat'iyyen ihtiyaç
bırakmamış. Milyonlar nüshası her birisi on Said kadar faide veriyor. (Emirdağ Lahikası-2, s. 214)
Bu sözler, pek çok konu gibi ahir zaman ve Mehdi konularında
da gereken her türlü cevabın ve Bediüzzaman'ın bu konudaki tüm fikirlerinin
Risaleler'de bulunabileceğini ve anlaşılabileceğini göstermektedir. Bu
gerçeğe rağmen, ısrarla Risaleler'in yeterli olmadığını ya da tefsire
ihtiyaç olduğunu öne sürmenin hiçbir mantığı yoktur. Bediüzzaman'ın her
sözü, Risaleler içerisinde değerlendirilmeli; anlattığı bir konunun yanıtı,
yine onun Risaleler'deki hikmetli sözlerinde aranmalıdır.
Ayrıca böyle bir tefsir mantığının,
Risale-i Nur Külliyatı
üzerinde nasıl bir etki oluşturacağının iyi
düşünülmesi gerekir. Çünkü
böyle yanlış bir yaklaşımla isteyen herkes, bunu
meşru görerek Bediüzzaman'ın
her sözüne kendince farklı bir açıklama getirebilir ve bu şekilde
Bediüzzaman'ın
hiçbir izahını kabul etmeyebilir. isteyen kişi, kendince
uygun görmediği
her izahı, şahsi kanaatlerine ya da çevresinden duyduklarına
göre tefsir
etme yoluna gidebilir. Menfaatleriyle her çatışan, kendi düşünceleriyle
her çelişen, kendince yapacağı batıni tefsirlerle
kendisine Bediüzzaman'ın
sözlerinden delil bulmaya çalışabilir.
Oysa çok açıktır ki bir asrın müceddidi
olan, Allah'ın kendisine
özel bir hikmet ve ilim bahşetmiş olduğu böyle bir şahsın,
tüm dünya Müslümanlarını
yakından ilgilendiren önemli açıklamalarının batıni
tefsir adı altında
yanlış yorumlanması son derece sakıncalıdır.
Böyle bir bakış açısı, Risaleler'in
orijinal halinden uzaklaşmasına ve Müslümanların yanlış bilgilendirilmelerine
neden olacaktır. Bu da, Bediüzzaman'ın hikmetli sözlerinin
ve kıymetli
açıklamalarının gereği gibi takdir edilememesine
ve pek çok insanın onun
üstün ilminden, feraset ve basiretinden gereği gibi istifade edememesine
yol açacaktır. Kuşkusuz Bediüzzaman'ın şahsına
ve eserlerine gösterilecek
en güzel sevgi, saygı ve sadakat, onun tüm Müslümanlara bıraktığı değerli
mirası olan Risale-i Nur Külliyatı'na sahip çıkıp
korumakla ve onun gerçekte
söylemek istediklerini tam anlayıp onu desteklemekle mümkün olacaktır.